Monday, September 1, 2008

En uzun cümlendi benim için iyi kurgulanmış, olanı tam olarak anlatan "Sinekler, taze bulmuş beni ... yemişler" deyipte sinek ısırığını göstermen. İşte büyüme eşiklerinden biri buydu tam olarak ve net bir anlatım. Kavraya bildiğini ise "babam benimle konuşmaz.... çünkü bana küs...." aynı zamanlar içinde "bizim evde sigara içilmez...".

Evet büyüyor ve ayırt ediyorsun artık işte sen olmaya başladın, başından beri merakla beklediğim sen olmanın işaretleri bunlar.

Tunca Eren Gençay sen adlarınla gurur duyacak onurla taşıyacaksın soyadını. Bende gurur duyacağım babalık mesleğinde katıksız. Kim ne söyler bilmem ama işte sen benim ama benim dışımda oğlumsun yolun ve bahtın açık olsun.

(bu satırlar Çanakkale dönüşünden sonra yazıldı.)

Bak bu bir oğuldan baba'ya

Geriye dönüp baktığım zaman bitmiş bir baba-oğul macerasının muhteşem resimleri geliyor gözümün önüne. Evet, herkesin babası bir kez ölüyor ve her babası ölen 'kör' oluyor, C. Süreya'nın dediği gibi. Ama o körlük insanın çevresine kapanması ve içinde sakladığı binbir resmi daha berrak bir ışıkta görmesi için!
Mesela buzlarla kaplı bir şehirde, büyük bir nehrin üstünde yanınızda çok görkemli, çok vakur, daima sessiz fakat kararlılığı ve güçlülüğü yüzünün derin çizgilerine ve keskin hatlarına yansımış bir adamla yürüyorsunuz. Üstünüze çok iri taneli fakat yumuşak bir kar biteviye yağıyor. Ya da bir masanın başında edebiyat, felsefe ve siyasetle yoğrulmuş bir tartışmanın kalın buğusu içindesiniz.
Onunla beraber olduğunuzda hayat her zaman ağır bir matematik problemi gibi karmaşık. Fakat zevkli olanı o: onun o çetrefil problemi hızla çözmesi, hayatın karar, direnç ve onurla yoğrulduğunu göstermesi.
İnsan çoğu kez tersine inanır ve hayatı yaşadığını zanneder. Oysa gerçek bunun tersidir. Hayat insanı yaşar. Herkes onun hükmüne uyar ve onun biçimlendirdiği bir dünyada yaşayıp gider. O nedenle milyarlarca insan iz bırakmadan gelmiş ve bu dünyadan geçip gitmiştir.
Fakat bazen birileri çıkar ve işte onlar hayatı yaşamaya başlar. Zaman sanki onlarla birlikte durur. Onlar, mitolojik birer varlık gibi kendilerine başlangıçta hiçbir imkan sunmayan hayatı boynuzlarından tutar ve yere çalarlar. Bu güçleri, bilgelikleri nereden gelir bilinmez. Onlar bütün bir dünyanın ve insanlığın özü gibidirler. Öylece kalırlar.
Bilgelik insanın kendisini bilmesidir. Onun için bilgeler daima yalnızdır. Daima uzak bir suskunluğun içindedirler. İçlerinde onları dünyaya ve insanlara hep belli bir mesafede tutan kırgınlıklarını sadece anlayanlar anlar. Ve bir babanın oğulu bir oğulun babayı tanıması olanaksızdır.
İnsanın babası Tanrısal bir varlıktır. Babalık daima ebediyet düşüncesiyle bütünleşir. Tanrı olmasaydı suç olmaz mıydı Dostoyevski'nin dediği gibi, bilmiyorum. Ama ebedilik düşüncesi olmasaydı Tanrı'nın olmayacağını biliyorum. O nedenle bir babanın varlığına tahammül etmek zordur. Ancak güçlerini varlıklarından alanlar kendilerini babalık hükümranlığına sıkıştırmazlar. Babalık bir eylem olmaz öylece, oğulların onurla benimsediği bir sıfata dönüşür.
Aslında bize ait olmayan, bizde olmayan sonsuzluk duygusu yaratılan bu hafızayla kaimdir ancak. Ölümün aciz kaldığı tek yer budur ve bunu yaratabilenler hayattan çekip gidenler değil, onu ceplerine koyup götürenlerdir. Bazı babalar öyle ölür!
Ürpertici olan: bugün hem benim hem de babamın doğum günü!
İkimiz de yepyeni yaşamlarımızın eşiğinde duruyoruz. Ben sonbaharın, o yepyeni bir yaşamın! Ben minnet duygusuyla yüklüyüm. Umarım o da erinç içindedir.

Umarım bu kadar yalnız hissetmesin kendini.....

Tuesday, July 1, 2008

Babanın Korkuları...

Seni nasıl koruyacağım bilimiyorum, yürüken çukurdan mı? Yoksa bilmediğim mikroplardan mı? Birde buna gök taşları ilave oldu.

Sana nasıl korunacağını, nasıl anlatmalıyım ki beni dinle yargıların tam olsun... Nasıl ?

Yüreğimin bir köşesi hep yanık hep acır kalacak.

Sevgili oğlum.

Wednesday, April 23, 2008

Bağ

Bana biri çıkıp deseydi ki hayatında seni çok önemli yereler koyacak birileri olacak inanmazdım.Ama bugün senin baba deyip el sallaman... İşte o an.Derinden inandım ki benim anlamım çok büyük senin için. Küçük adammmmm.

Sunday, April 20, 2008

Hayat'a

Oku oğlum araştır, akılnı sonuna kadar zorla. Kendini hayatın duygusal'lığına kaptırma aklını yitirmeden diren savaş duygularının seni ezmesine fırsat verme. Mantığını canlı tut yoksa çok da yaşanası bir dünya değil yaşacağın dünya. Senin dışındakilere akıl yolun'u öner, göşter anlatmaya çalış sende içinesindir. Şimdi ilgimi çekmek için ten temasını kullanman bana babacım demen....
Hepsi sana nasıl hayatın hoyratlığından kurunmayı öğreteceğim.

Bir gün beni bu satırlardan yakalarsan......

Sevgili oğluma.....

Sunday, March 30, 2008

Sen

Sen sen ol ama başkalarının deneyimlerini dinle. Bu senin daha başarılı olanı sağlayabilir. Başkalarının ayak izlerine basarak ancak onlar kadar gidebileceğini akılda tut ve kendi yolunu çiz. Ve bundan hiç şüphe duyma.

Sunday, March 16, 2008

Sen ve gelecek

Huzursuz bir sabah ama bir okadar güneşli ve aydınlık. Geleceği senin için düşündükçe umutsuz oluyorum oğlum.Bu acımasız iktidar savaşında bizler yani sıradan insanlar hiç hesaba katılmaz. Ama bizim adımıza her türlü hereket ve bereket vardır. Çünkü olanların bedeli yine biz sıradanlara çıkar ve biz öderiz. Yazarlar yazar, nemalanacaklar alacak hesabına düşer, biz yanlızca öderiz.

Sunday, March 2, 2008

Yanlızım bensizliğimde bu şehirde,
Sen oğlum ve anan hep yanı başımda olun.

Sadece bu şehirdemi dünya'da yanlızım
Anlatmaktan, yapamamaktan, omuz alamayışımdan,
Aslında aptallığımdan.

Ben benziliğide yanlız, sizinle varım.
İyi ki varsın, babam, benim oğlum
Sahip olduğum tek şey.

Thursday, February 21, 2008

Oğluma

Seni sen olman için dünya'ya getirdik bizim oğlumuz. Kerata oku oku inşallah hatırlarsın.

Tuesday, February 5, 2008

Selam tamay'dan ıvır zıvır

Ne haber bu site'ye geldiysen çook boşsun !



Zamanın durduğu yerdir.Kadıköy sen,ben ve ihtiyarlar. Sen gençleri, ben aradakileri, ihtiyalar ise hala savaşanları. Satranç oynuyorlar sanki kazanınca yenşden doğacak kadar hırslı ve acımasız.

Tabiki elde etmek için savaş vermeliyiz.



Aşkı, kişiliği, adam olmayı. 5.2.2008